En Son
Ana Sayfa / Makaleler / Almanya Türkiye Arasındaki Ticaret Ve Vergi Avantajları

Almanya Türkiye Arasındaki Ticaret Ve Vergi Avantajları

295Son yıllarda Türkiye’ye yönelen ve geçmiş yıllar ile kıyaslandığında yüksek sayılabilecek bir yabancı sermaye girişi görmekteyiz. Bu ekonomik kalkınma için yatırım yapılması bir zorunluluktur. Yatırım olmadan kalkınma (gelişme) sağlanamaz, üretim artmaz. Bu sebeple yatırımlar ekonominin kalkınma sürecinde büyük bir öneme sahiptir. Uluslararası ekonomi literatüründe, “yabancı sermaye yatırımı” veya “özel yabancı sermaye yatırımı” bir ülkedeki mevcut sermaye stokuna, başka ülkenin sahipliğini ifade etmektedir. “Özel” kelimesi, ülkeye gelen yabancı sermayenin o ülkenin devletine değil, vatandaşlarına ait olduğunu göstermektedir

Alman – Türk ilişkileri geleneksel olarak yakınlık ve dostluk içinde gelişmiştir. Fakat özellikle son 10 yıl içerisinde iki ülke arasındaki iş ilişkilerinde önemli bir artış görülmektedir.

İki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi; Federal Almanya’nın Türkiye ile Dış Ticareti  32.044 milyon Euro’dır.

Türkiye’nin Federal Almanya ile Dış Ticareti  26.863 milyon Euro ’ya ulaşmış ve Almanya Türkiye için en önemli partner haline gelmiştir. Almanya’da Türklere ait 80.000’den fazla kayıtlı iş yeri vardır ve bunların 400.000’den fazla çalışanı bulunmaktadır. Toplam iş hacimleri 36 milyar Euro’nun üzerinde olan bu işletmeler etkileyici bir ekonomik güce sahiptir.

Bunların yanı sıra, Türkiye’de birçok Alman firması faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla Almanya, Türkiye pazarında en fazla yabancı şirkete sahip olan ülke unvanını korumaktadır.

Alman yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisi özellikle 1980’li yıllardan itibaren artış göstermiştir. Ekonomi Bakanlığının Uluslararası Doğrudan Yatırımlar 2011 Raporuna göre, 1980 yılına kadar yalnızca 24 Alman firması Türkiye’de faaliyet gösterirken, 2011’e gelindiğinde sayı 4 bin 779’a yükselmiş. Bugün 5.000’in üzerinde Alman firması ülkemizde faaliyet göstererek, Almanya’nın Türkiye’de en fazla uluslararası sermayeli şirkete sahip ülke konumuna yükselmesini sağlamıştır. Buna paralel, Almanya’dan Türkiye’ye yapılan ihracat 2002’den 2012’ye kadar neredeyse 4 kat artmıştır.

Türkiye’nin ekonomisi hızla büyümeye devam ederken, Türkiye’deki şirketler de buna paralel olarak, uluslararası alanda genişlemenin yollarını aramaktadırlar. Türk firmalarının Almanya’daki yatırım hacimleri istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Batı Avrupa’daki Türk yatırımlarının üçte birinden fazlası Almanya’da ve bunlar içerisinde en büyük yatırım payı tekstil sektöründe gerçekleşmiş bulunuyor. Hedeflenen diğer sektörler arasında hizmet ve yiyecek-içecek sanayi yer alıyor. Alman pazarında yeni yatırım fırsatları arayan küçük ve orta ölçekli Türk şirketlerinden başka, Türkiye’deki şirketler tarafından gerçekleştirilen birkaç birleşme de iş dünyasının ilgisini çekmiş durumda dolayısı ile 2 ülke arasındaki vergi anlaşmaları da güncel mevzuata göre güncellenmiştir.

Güncellenen bu yeni anlaşmaya bakacak olursak; Almanya Federal Cumhuriyeti ile “Türkiye Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması”  1 Ağustos 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Ancak anlaşmanın vergiler açısından uygulanmaya başlandığı tarih 01.01.2011’ dir. Almanya ile Türkiye arasında ilk anlaşma 30.12.1989 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 21.07.2009 tarihinde, söz konusu anlaşma, güncelliğini yitirdiği gerekçesiyle Almanya tarafından tek taraflı olarak feshedilmişti. Feshedilen anlaşma, vergiler açısından 31.12.2010 tarihine kadar uygulanmıştır. 01.01.2011 tarihinden itibaren gerek Almanya’da, gerekse Türkiye’de diğer ülke mukimi kişilerin elde ettiği gelirler için kendi iç mevzuat hükümleri uygulanmıştır. 01.08.2012 tarihinde yürürlüğe giren ikinci anlaşma 31 maddeden oluşmaktadır.

Yürürlüğe girme başlıklı 30. maddesinin 2. fıkrasında anlaşma kapsamındaki vergiler için anlaşmanın 01.01.2011 tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Yeni anlaşma, yapısal ve içerik olarak yapısında ve etki hususunda OECD – Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün güncel örnek anlaşmasına uygundur. Yeni anlaşmada güncel uluslar arası anlaşma politikasına da uyumluluk sağlanmıştır. Örneğin, şirket kazançlarının vergilendirilmesi, taşınmaz mal varlıklarından elde edilen gelir, döviz ve temettüden, mal varlıklarının satışından elde edilen kazancın, serbest meslek faaliyetlerinden veya sözleşmeli çalışmadan ve emekli maaşlarından elde edilen gelirin ve stopajın vergilendirilmesiyle ilgili düzenlemeler anlaşmada yer almaktadır. Anlaşma ayrıca, OECD’nin Zararlı Vergi Rekabetini Engelleme Programı çerçevesinde geliştirdiği vergi konusuyla ilgili geniş bilgi alışverişini de öngören bir düzenlemeye sahiptir.

Bu anlaşmanın önemli maddelerini okuyucularımıza faydalı olması için kısaca tablo olarak aşağıda sunuyorum:

Md.

Konu

Anlaşma maddesi

2

Kapsanan vergiler

Anlaşma gelir üzerinden alınan vergileri kapsamaktadır. Buna göre anlaşmanın uygulanacağı vergiler;- Türkiye’de gelir ve kurumlar vergisinden,- Almanya’da ise gelir vergisi, kurumlar vergisi ve ticaret vergisindenoluşmaktadır.
Yürürlükten kalkan anlaşmada, Almanya’da uygulanan Servet vergisi de kapsamda iken, yeni anlaşmada bu vergi kapsanmamıştır.

5

İş yeri

Anlaşmanın 5. maddesinde iş yeri, bir teşebbüsün işinin tamamen veya kısmen yürütüldüğü işe ilişkin sabit bir yer olarak tanımlanmış, iş yeri teriminin kapsamına giren yerler sayılmış, altı aydan fazla devam eden inşaat şantiyesi, yapım, montaj veya kurma projesi veya bunlarla ilgili kontrol faaliyetlerinin de iş yeri oluşturduğu belirtilmiştir.
Yürürlükten kalkan anlaşmadan farklı olarak; yeni anlaşmada bir teşebbüs tarafından, çalışanları veya teşebbüs tarafından bu amaçla görevlendirilen diğer personel aracılığıyla bir akit devlette ifa edilen ve herhangi bir 12 aylık dönemde (aynı veya bağlı proje için) toplam 6 aylık süre veya süreleri aşan danışmanlık hizmetleri dahil hizmet tedariklerinin de “işyeri” tanımına dahil olduğu ifade edilmiştir.
Buna göre, Almanya’da mukim bir teşebbüs tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye’de ifa edilen hizmetlerin, Almanya’daki teşebbüs için Türkiye’de işyeri oluşmasına sebebiyet verebileceği söylenebilir.

6

Gayrimenkul varlıklardan elde edilen gelirler

bir gayrimenkulden elde edilen gelirin gayrimenkulün bulunduğu devlette vergilendirileceği hüküm altına alınmıştır.

7

Ticari kazançlar

Ticari kazanç mukim devlette vergilendirilecektir. Ancak ticari faaliyet aktif bir işyeri vasıtası ile yürütülmesi halinde kazancın bu bölümü aktif devlette vergilendirilecektir….

10

Temettüler

Anlaşmanın 10. maddesine göre, Devletlerden birinde mukim bir şirket tarafından, diğer Devletin mukimine ödenen temettüler, kural olarak temettü gelirini elde edenin mukim olduğu ülkede vergilendirilir.
Anlaşmaya göre temettü gelirleri, temettüyü ödeyen şirketin mukim olduğu yani temettülerin doğduğu Devlette de vergilendirilir. Ancak, bu şekilde ödenecek vergi, aşağıdaki oranları aşamaz:
– Gerçek lehdar, temettü ödeyen şirketin sermayesinin doğrudan doğruya en az % 25’ini elinde tutan bir şirket ise gayrisafi temettü tutarının % 5’i
– Tüm diğer durumlarda gayrisafi temettü tutarının % 15’i
(Konuyla ilgili olarak ayrıca bakınız, çifte vergilemenin önlenmesi bölümü).

11

Faiz gelirleri

Anlaşmanın 11. maddesine göre, bir akit Devlette doğan ve diğer Akit Devletin bir mukimine ödenen faiz, kural olarak bu diğer Devlette vergilendirilecektir. Dolayısıyla ilke olarak faiz gelirlerini vergilendirme hakkı lehdarın mukim olduğu Akit Devlete aittir.
Anlaşmaya göre,faizin gerçek lehdarının diğer Akit Devletin bir mukimi olması halinde, faizin doğduğu Akit Devletin de sınırlı vergilendirme hakkı bulunmaktadır. Bu durumda alınabilecek vergi, faizin gayrisafi tutarının % 10’unugeçemez.
Yeni anlaşmada akit devletlerden birinin mukimi olan faizin gerçek lehtarının sadece diğer devletteki bir iş yeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunması değil, bu diğer devletteki sabit bir yer vasıtası ile serbest meslek faaliyetinde bulunduğu haller de kapsanmıştır. İlgili paragrafa göre, böyle bir durumda yeni anlaşmanın 7. veya 14. madde hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.

12

Gayrimaddi hak bedelleri

Yeni anlaşmada gayrimaddi hak bedellerinin vergilemesinde esas olarak bir değişiklik öngörülmemiştir. Anlaşmaya göre gayrimaddi hak bedellerinin vergileme hakkı ilke olarak ödeme yapılan kişinin mukim olduğu Devlete tanınmaktadır.
Yeni anlaşmada, gayrimaddi hak bedellerinin sahibine “gerçek lehtar” vurgusu yapılmıştır.
Yeni anlaşma ile önceki anlaşmada “gayrimaddi hak” tanımına giren tüm hakların satışı karşılığında ödenen tutarlar üçüncü paragraftaki tanımın dışında tutulmuştur.
Bununla birlikte, yeni anlaşmaya göre “gayrimaddi hak bedelleri” terimi bir kişinin ismi, resmi ya da benzeri şahsiyet haklarını kullanma imtiyazı ya da kullanma hakkı karşılığında ödenen her türlü bedeli de kapsar.
Son olarak yeni anlaşmada akit devletlerden birinin mukimi olan gayrimaddi hak bedelinin gerçek lehtarının sadece diğer devletteki bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunması değil, bu diğer devletteki sabit bir yer vasıtası ile serbest meslek faaliyetinde bulunduğu haller de kapsanmıştır. İlgili paragrafa göre, böyle bir durumda yeni anlaşmanın 7. veya 14. madde hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.

13

Sermaye değer artış kazançları

Yeni anlaşmada sermaye değer artış kazançlarının vergilemesinde esas olarak bir değişiklik öngörülmemiştir. Anlaşmaya göre, gayrimenkul varlıkların elden çıkartılmasından doğan kazançlar, ödeme yapılan kişinin mukimi olduğu devlette vergilendirilecektir.
Yeni anlaşma ile birlikte, bir Akit Devlet teşebbüsünün diğer Akit Devlette sahip olduğu bir işyerinin ticari varlığına dahil menkul varlıkların elden çıkarılmasından doğan kazanç da söz konusu diğer Devlette vergilendirilebilecektir.
Yeni anlaşmaya göre; akit devletlerden birinin mukimi tarafından sahip olunan ve değerinin %50’den fazlası doğrudan ya da dolaylı olarak diğer akit devlette bulunan taşınmazlardan oluşan hisse ve benzeri hakların elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar söz konusu diğer akit devlet tarafından vergilendirilebilir.
Ayrıca, yürürlükten kalkan anlaşmadan farklı olarak, yeni anlaşmaya göre, uluslar arası trafikte işletilen gemi veya uçakların ya da söz konusu gemi ve uçakların işletilmesiyle ilgili menkul varlıkların elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, yalnızca teşebbüsün mukim olduğu akit devlette vergilendirilecektir.

14

Serbest meslek faaliyet gelirleri

Yeni anlaşmaya göre, bir Devlet mukimigerçek kişisinin serbest meslek faaliyeti dolayısıyla elde ettiği gelirin yalnızca bu Devlette vergilendirilir. Eğer bu hizmet veya faaliyetler diğer Devlette icra edilirse ve eğer;
– Geliri elde eden kişi, faaliyeti icra etmek üzere diğer Devlette işyerine sahip olursa,
– Faaliyetin icra edildiği süre veya süreler, 12 aylık herhangi bir kesintisiz dönemde 183 günü aşarsa,
söz konusu gelir aynı zamanda diğer Devlette de vergilendirilebilecektir.
Öte yandan yeni anlaşmada, ödemenin diğer Devlet mukimi olmayan bir kişi tarafından veya onun adına ödenmesi esası maddeden çıkartılmıştır.
Bununla birlikte, yeni anlaşmanın 7. ve 14. maddelere ilişkin ikinci protokol maddesinde; özellikle teknik hizmetler, danışmanlık veya gözetim faaliyetlerine ilişkin ödemelerin 7. veya 14. madde hükümleri çerçevesinde değerlendirileceği ifade edilmiştir.

15

Ücretler

bir akit devlet mukiminin hizmet akdi ile diğer akit devlette ifa ettiği hizmet dolayısıyla elde ettiği ücret bu diğer devlette vergilendirilir. Ancak bu kişi diğer devlette 183 günden az kalırsa, ödeme diğer akit devletten yapılmazsa ve ödemeyi yapan işveren bu diğer akit devletin mukimi değilse vergilendirme hakkı ücreti elde edenin devletinin olacaktır.

22

Çifte vergilendirmenin önlenmesi

Anlaşmaya göre, Türkiye açısından, bir Türkiye mukiminin, Almanya’daki kaynaklardan elde ettiği gelir üzerinden, Almanya mevzuatına göre ödenecek vergi, söz konusu gelir üzerinden alınacak Türk vergisinden mahsup edilecektir.

 

Almanya açısından, Almanya’da mukim bir şirketin Türkiye’den elde ettiği temettü, Alman şirketin Türkiye’deki şirketteki ortaklık payının en az % 15 oranında olması ve elde eden şirket tarafından kazançtan indirilmemesi durumunda, Almanya vergisinden istisna edilecektir. Bununla birlikte, bu kapsamda olmayan temettüler ile faiz, gayrimaddi hak bedeli ve değer artış kazancı gibi sayılan bazı gelir türleri, eğer Türkiye’de vergilendirilmişse, bu vergilerin Almanya’da ödenecek vergilerden mahsubuna izin verilecektir.

23

Anlaşmanın 22 nci maddesine göre, bir Türkiye mukiminin bu anlaşmaya uygun olarak Almanya’da ödediği vergi, sözkonusu gelir üzerinden Türkiye’de alınacak vergiden mahsup edilecektir. Ancak bu mahsup, söz konusu gelire atfedilebilen mahsuptan önce hesaplanan Türk vergisi miktarını aşmayacaktır.
Bir Alman mukiminin,
–          Faiz,
–          Temettü (Temettü elde eden, temettüyü ödeyen şirketin sermayesinin doğrudan doğruya en az %25 ini elinde tutan bir şirket ise bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.)
–          Gayrimaddi hak bedelleri
–          Sermaye değer artış kazançları
–          Ücretler
–          Yöneticilere yapılan ödemeler
–          Sanatçı ve sporculara yapılan ödemeler üzerinden Türkiye’de ödediği vergiAlmanya’da mahsup edilecek bunların dışında bir Alman mukimine Türkiye’den ödenen ve Türkiye’de vergiye tabi tutulan gelir unsurları Alman vergisinin hesaplanmasında matrahın dışında tutulacaktır

 

26

Vergilerin tahsilâtında yardımlaşma

Yeni anlaşmanın 26. maddesinde, yürürlükten kalkan anlaşmada olmayan, tahsilâtta yardımlaşma öngörülmüştür.
Maddeye göre taraf devletler, anlaşma kapsamı olan vergi ve kişilerle sınırlı olmaksızın, alacaklarının tahsilâtında birbirlerine yardım edeceklerdir.

27

Kaynakta vergileme

Yeni anlaşmanın 27. maddesinde, yürürlükten kalkan anlaşmada olmayan, kaynakta vergileme usulüne ilişkin kuralları belirleyen bir düzenleme yapılmıştır.
Maddeye göre, devletlerden birinde diğer akit devletin mukimi olan bir kişi tarafından elde edilen temettü, faiz, gayrimaddi hak bedeli veya diğer gelir unsurları üzerinden alınan verginin kaynakta kesinti yapılarak alınması durumunda, ilk devletin kaynakta kesinti uygulamasını, kendi iç mevzuatındaki orandan yapma hakkı anlaşma hükümlerinden etkilenmeyecektir.
Kesinti yoluyla alınan verginin, anlaşmaya göre indirilmesi veya hiç alınmaması durumunda, vergi iade edilecektir.

 

 

 

Benzer Konu

İş Davalarında Dava Öncesi Arabuluculuk Geldi !

Geçtiğimiz günlerde 11 Ekim 2017 de iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir