En Son
Ana Sayfa / Finans / Ekonominin Daha İyi Olması İçin Neler Yapılmalı?

Ekonominin Daha İyi Olması İçin Neler Yapılmalı?

Türk tarihimizde, kimini sevinçle yad ettiğimiz, kimini hüzünle hatırladığımız pek çok dönüm noktamız bulunuyor. Son yıllarda yaşadığımız hadiseleri, milletimiz bakımından böyle bir dönüm noktası olarak görüyoruz. Bölgemiz ile birlikte ülkemizi de kendi senaryolarına göre biçimlendirmeye çalışanların karşısına kendi irademizle, kendi hedeflerimizle çıkma kararını verdiğimiz andan itibaren zorlu bir mücadelenin içine düştük. Ülke ve millet olarak tercihimizden asla pişman değiliz. Tam tersine bugün hep birlikte başı dik, alnı açık bir şekilde geleceğimize umutla bakabiliyor olmamızı, işte bu durumumuza borçluyuz. Her tercih gibi bunun da elbet bir bedeli var.

Bu bedeli;

Kimi zaman terörle mücadelemizde vermiş olduğumuz şehitlerle, gazilerle ödüyoruz.

Kimi zaman uluslararası alanda eşi benzeri görülmemiş çifte standartlara maruz kalarak, ayrımcılığa, haksızlığa uğrayarak ödüyoruz.

Kimi zaman, işte son günlerde olduğu gibi ekonomik faturalarla ödüyoruz.

Elini vicdanına koyan herkes, şu gerçeği kabul edecek; Türkiye’nin ne sınırları içinde ve dışında maruz kaldığı terör saldırıları, ne uluslararası alanda karşılaştığı riyakarlığı, ne de ekonomide oturtulmaya çalışıldığı kriz görüntüsünü hak edecek bir sorunu bulunmuyor.

Ülkemiz, kur ve faiz oranlarında hak etmediği dalgalanmalar ve döviz piyasasında sağlıksız fiyat oluşumları yaşamaktadır. Türkiye’nin hiçbir makro ekonomik problemi çözülemez değil, problemleri daha önce çözdük yine yapabiliriz. Bize göre 15 Temmuz’un ekonomik darbesi gerçekleştirilmek isteniyor. Diğer gelişen ülkelerin para birimlerine bakıyoruz. Onların değer kayıpları oldukça sınırlıyken, Türk Lirasında aşırı bir değer kaybı var. Sadece bir gün içerisinde Türk lirası % 5 değer kaybı yaşıyor. Bu durum iktisadi kuramlar dahilinde yorumlanamaz; kurdaki bu rekor hızdaki artışın, yanlış politikalarla “zerre kadar” alakası yok ve bu durum tamamen spekülatif hareketlere bağlıdır.

Amaç;  Türkiye ekonomisinin büyümesini baltalamak.

Ekonominin Daha İyi Olması İçin Neler Yapılmalı?

Bir ülkede ekonomik istikrarsızlığın en büyük göstergesi; ülkenin para birimine ve ülkenin kendi enstrümanlarına güvensizliktir.

Şayet; ele geçen veya geçecek paranın korunması için veya tüketime yönelik “yerine koyamama” kaygısıyla döviz ve altına yatırılırsa, bu araçlarda talebe bağlı fiyat artışı yaratılmış olur. Bu durum ise yüksek enflasyona sebep olacaktır.

Dövizdeki yükseliş, beraberinde petrol fiyatları başta olmak üzere girdi fiyatlarını etkilemekte ve fiyatlar artmaktadır. Bu aynı zamanda iç ve özellikle dış borcun da artması anlamına gelecektir.

Devlet, iç ve dış borçlanmasının dönemsel ödemelerini daha yüksek faize katlanarak, yeniden borçlanarak yapacağından borcu azalmayıp artacaktır. Ülkede sanayici ve müteşebbislerin kredi maliyetleri artacak ve riskler gerçekleşecektir. Bu zinciri devam ettirmek mümkündür.

2001 krizinin ekonomiye etkisini hepimiz biliyoruz, bunun yaşanmaması için de olduğumuz sürecin ülkemiz lehine atlatılmasında aşağıda sunduğumuz ekonomik tedbirler, işlemler önemli ama bize göre daha önemli olan psikolojik sebep istikrar ve güvendir.

Türkiye’nin hem istikrarlı, hem güvenli, hem de zengin olmasını hepimiz isteriz ve istiyoruz. Bunların biri olmadan diğerinin olması da kolay değil. İstikrar, güven ve kalkınma bir arada olmalı ve hatta bu üçlü; hak, hukuk ve adaletle de desteklenmelidir. Güven ve istikrar için  halk desteği şarttır. Toplum desteği için bu kaygıların kaldırılması gerekir. Toplumsal destek için önerim; sivil toplum örgütleri, kitle iletişim araçları ve belediyeler vasıtası ile yapılacak programlarda toplumsal bilinçlendirme ve halk desteği korunmalı ve artırılmalıdır.

Ekonominin canlanması için:

  1. Ülkemizdeki üretime dönük atıl kapasite ekonomiye katkı sağlayacak hale getirilmelidir. Bunun için birlikler, odalar işbirliği ile satışa yönelik kapasite artırım programları yapılmalıdır,
  2. Teknoloji en kolay adapte oluna bilinen ve en kısa sürede sonuçlarını alabileceğimiz bir daldır. Bu sebeple teknoloji ağırlıklı bir  sanayileşmeye  gidilmesi uygun olacaktır. Fakat bunun Ar-ge, İnovasyon, Creative düşünce, Bilişim, Teknoparklar gibi alt kademelerini iyi doldurmak gereklidir.
  3.  Nakit para akışını büyük oranda durdurabilecek sistemlere ağırlık verilmeli,
  4. İç ve dış piyasalarda talebi arttıracak sistemlere geçilmeli,
  5. Hizmet sektörü başta olmak üzere, tüm sektörlere iç ve dış piyasalarda rekabet edebilecek düzeyde şartlar oluşturulmalı,
  6. Üretim kapasitesi olan Organize Sanayi Bölgelerimizdeki binlerce küçük imalatçı ihracatı bilmiyor, bunların organize edilerek bir birlik veya başka bir sistem ile ihracatçı firma olması sağlanmalı. Bu da sayıları 75 bini bulan ihracatçı firma sayımızı arttıracak, dış pazarlara küçük imalatçıların da açılmasını sağlayacaktır.
  7. Bürokrasinin azaltılması, karar alma ve uygulama süreçlerinin hızlandırılması ihracatımıza da hız kazandıracaktır. Bu alanlarda adımların acilen atılmasını gerekir,
  8. Bireylerden başlayıp kurumlara kadar yaygınlaştırılarak, ihtiyaçların belli bölümünün mal ve hizmetlerle karşılanması sağlanmalı. Bunun için; Barter sistemi (çoklu takas) diğer finans tekniklerinin yanı sıra ön plana çıkarılabilir.
  9. Ev içi ekonomi öncelikli çözüm olarak düşünüldüğünde ve bu sorun halledildiğinde ekonomik sorunların toplumsal yansıyışının büyük bir bölümü ortadan kalkar. Bunun için gıda ve emtia fiyatlarıyla alakalı şişmeler kesinlikle engellenmelidir.
  10. Ekonomik tasarruf bilinci okul çağlarında oluşturulmalıdır. Bunun için okul öğrencilerine basitleştirilmiş bütçe ve ekonomi dersleri verilebilir bu konuda meslekte birlik gücünden istifade edilebilir.
  11. Tasarruf açığı ve cari açık ekonomimizin en zayıf halkaları. Ülkemizin kırılganlığını önemli ölçüde azaltması anlamında bu iki konuda kalıcı adımlar atılmalı.
  12. Avrupa Birliği ihracatımızın yarısını, ülkemizdeki yabancı yatırımların yüzde 70 ini temsil ediyor. AB ile üyelik sürecinin hızlandırılması, Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesinin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi önemli olacaktır.
  13. Vergi reformu sürecinin hızlandırılması, KDV konusunda sorunların çözülmesi firmalarımıza çok önemli faydalar getirecek. Gelir, Kurumlar ve Vergi Usul Kanununun kapsamlı reforma tabi tutulması gerekir. 2018 yılında 696,9 milyar lira Bütçe gelirlerinin en büyük kalemi olan % 86 ile, vergi gelirleri 599,4 milyar liradır. Verginin önemini; vergi inceleme sonuçlarına göre %70’lere varan kayıt dışılık ise halkın ve firmaların vergiye gönüllü uyumsuzluğunu göstermektedir. Bütçedeki bu kadar önemli bir kalem olan vergi hususunda sayıları 140 bin kişiyi bulan Mali Müşavirler önemsenmeli, sistem değişiklikleri, mevzuat uyumları ve kayıt dışı ile eylem planlarında yaptırımlar ve zorlayıcı unsurlarla değil, Mali Müşavirlerin temel sorunlarına çözümlerle gönüllü uyumla destekleri alınmalıdır.
  14. Tasarrufa dayalı büyüme uygulanmalı,
  15. “Güçlü Türkiye için Yerli Yerinde Satın alma” konusunun, ülkemiz için ne kadar can alıcı olduğu kesindir. “Yerelleştirmeyi nasıl yapabiliriz?” sorusunu ön plana çıkararak, sadece büyük firmaların değil, küçük firmaların da satın alma konusunda bilinçlenmesini kitlesel organizasyonlarla sağlamalıyız. Bankaların şirketlere borç yapılandırması ile bir çıkış yolu bulacağı kanısı son derece yanlıştır. Bu sadece borç düzeneğinde bir nefes aldırma salınımıdır. Bu borç düzeneği devam ederek güçlendiği taktirde önce parası olanlar kaybedecektir. Sonra banka krizleri, 1994, 1998 ve 2001 krizlerini tüm ekonomiye yeniden yaşatacaktır. Bu çaptaki bir kriz Türk milletine ve Türk devletine açık ekonomik bir saldırı şekline dönecektir. Acil olarak Ekonomi Finans Sisteminin yeniden yapılanmasını öneriyoruz.
  16. Doğru yönetilememe veya ekonomik kriz yansıyışlarından dolayı sürekli iflas eden kapanan firmaları görmekteyiz bunu engellemenin yolu Ekonomi Bakanlığı,  ticaret odaları veya uygun görülen bir kurum bünyesinde iflas öncesi danışma merkezleri kurulabilir bu kurumlar zor durumda olan bu tacirlere profesyonel çıkış yolları, önerebilir. Ücretsiz danışmanlık yapabilir bu sayede iflastan birçok firma kurtarılabileceği gibi ekonomiye kazandırılmış olur.
  17. Türkiye, önümüzdeki en az 10 yıl boyunca üretimi teşvik etmek, yabancı yatırımcı çekmek zorundadır. Üreticinin önündeki bürokratik, vergisel, ihracat yapamama gibi sorunlarına çözüm bulunması, yerli üreticiyi güçlendirip cesaretlendirecektir.
  18. Avrupa’da rekabetçilik düştü, maliyetler yükseldi, yaşlandığı için inovasyon ve yenilikçilik kalmadı. Bunun için de Avrupalı yatırımcı kendine yeni pazarlar arıyor. Türkiye’nin bu fırsatı kaçırmaması lazım. Türkiye’nin Avrupalı yatırımcı için coğrafi bir avantajı söz konusudur. Sadece o da değil; Her türlü şikayetimize rağmen demokratikleşme sürecimiz çok hızlı biçimde ilerliyor. Çin, Rusya veya Hindistan için bunları söylemek pek mümkün değil. Bu avantajlarımızın öncelikle Avrupa ülkelerinde bulunan ticaret ataşeliklerimiz, iş adamları kuruluşlarımız vasıtası ile reklama dönüştürülmeli, ilgi oluşturulmalıdır.
  19. Türkiye, petrol, doğal gaz ve sermaye malı ithalatçısı gelişmekte olan bir ekonomidir.
  20. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları artırmak,  Bunun da tek yolu sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarı sağlamaktır. Yabancı yatırımcıya cazip yatırım yapılabilir ülke görüntüsü için işçilik maliyetlerinin düşürülmesi önemlidir. Bunun yolu da Çalışma Bakanlığının meslek örgütleri ve toplumsal katmanlarla koordineli yapacağı mevzuat değişikliği, kayıt dışı istihdamı engelleme gibi çalışmalarla, prim maliyetlerinin aşağı çekilerek işçilik ücretlerinin düşmesi sağlanmalıdır.

Benzer Konu

Konkordato Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İtalyancada uzlaşma, anlaşma manasına gelen konkordatonun Türkçe karşılığı “İflas Anlaşması” dır. En kısa tanımıyla Konkordato; borçlarını ödemede …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir