En Son
Ana Sayfa / Makaleler / Önce Ülkene Sadakat Sonra İşinde Liyakat

Önce Ülkene Sadakat Sonra İşinde Liyakat

nevzat-erdag-487-once-sadakat-once-liyakat

Bir milletin varlığı ve bekası için güçlü bir devlete sahip olması zorunludur.

Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milletinin yararını gözeten, milletin refahının, güvenliğinin ve geleceğinin yegane teminatı olan son devletimizdir. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devletini korumak, devlete sahip çıkmak her Türk vatandaşının öncelikli görevidir. Hiçbir Türk vatandaşı, devlet kurumlarına zarar verecek, bu kurumların işleyişini aksatacak, ya da devletin temel değerlerini yıpratacak bir faaliyet içine giremez. Milli görevimiz, her zaman için; devletin yanında olmaktır. Bunun aksine faaliyet gösteren bir insan, kendi bindiği gemiyi delen bir kişi gibi, kendi varlığına ve geleceğine de zarar vermiş olur.

Türkiye Cumhuriyeti Devletini hedef alan hiçbir hareket başarıya ulaşamaz. Bölücü ideolojiler tarafından beyni yıkanan ve devleti yıkmak, parçalamak, ya da ele geçirmek gibi ham hayallere kapılanların, bu açık gerçek üzerinde düşünmeleri ve içine girdikleri yolun çıkmaz bir yol olduğunu görmeleri gereklidir. Aksi takdirde o çıkmaz yol devletimize hiçbir zarar veremeyecek, ancak kendilerini helaka sürükleyecektir.

Demokratik bir toplumda, ülke meselelerinin çözümü için herkesin ve her grubun farklı fikirleri olabilir. Ama önemli olan; tüm bu farklı siyasi ve kültürel akımların, devlete bağlılık konusunda ortak bir tavır göstermeleridir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü olduğu sürece, bağımsız bir millet olarak yaşama şansımız devam edecektir. Kendi içimizde siyasi mücadeleler yürütebilir, farklı siyasi görüşlerde olabiliriz. Fakat hepimizin devlete sadakat, devletin ve devletin kurumlarının korunması konusunda aynı duyarlılıkta olma zorunluluğumuz vardır.

1381688_10152245053529284_445631980_n

Son dönemlerde liyakat, sadakat kavramlarının çok konuşulduğunu okuyoruz.

Sözlük karşılıklarına baktığımızda;

Liyakat; o işi yapabilen, beceri sahibi, makamı hak eden, koltuğu doldurabilen, bilgi birikimli insanlara verilen bir sıfattır.

Sadakat; borçlu olunana ömür boyu vefa göstermek, yapılanı unutmamak, borca bağlı kalmak, bağlılığını da her ortamda göstermek yani sadık kalmaktır.

Yukarıda anlattığım gibi; atamalar ile ilgili hususta devletimiz de açık ve net olmalıdır. Bir iş yapılacaksa, o işi yapabilen, yani liyakatli olan doldurmalıdır, sadece siyasi sadakat yeterli değildir. Liyakatli sadık olabilir, ama sadakati bazı şeyleri görmemeye varırsa, o sadık insan hain insan olur. Bunun en acı örneğini 15 Temmuz’da gördük. Kadroların rekabeti, hakaret ve kavga ortamından hizmet ve vizyon alanına taşınmalıdır. “Sen bunu yapamazsın” diyen değil, “Benim bu konudaki bilgi birikimim fazla ve bunu senden daha verimli yaparım” diyebilen kamu görevlilerinin sayısı arttığı oranda, Türkiye’nin ufku açılacaktır. Kısacası; birbirlerini yok etmeye çalışanların yerine, birlikte yaşamanın ve pozitife dönük uzlaşmaların aktörlerine ihtiyaç duymaktayız. Boşalan devlet kadrolarına sadece sadıktır diye yerleştirmeler yapmak yerine, liyakatli ve devletine bayrağına sadık insanlar ülkemize hizmette faydalı olacaktır.

 

Liyakat sadece Devletimizde değil siyasi partilerimizde de ön plana çıkarılmalı partilerinin gücünü alıp çıkar ilişkilerine boğulan,İhale peşinde koşup acaba bir nema sağlayabilir miyim endişesindeki sadık görünümlü kişiler yerine, hayatta bir duruşu olan küçük hesaplar peşinde olmayan idealist hangi görüşü paylaşırsa paylaşsın amacı önce ülkemin bekası milletimin varlığı diyen siyasilere her dönemden daha fazla bu dönemde ihtiyacımız var.

Evet, ülkemizin yönetiminde liyakat ve sadakat kavramlarının önemli olduğu kadar, bu ülkede yaşayan herkes için de bu kavramlar önemli olmalıdır. Tacirimiz ticaretini yapmalı, fakat vergisini de ödemeli, borcu var ise yapılandırmalı, fakat yapılandırma taksitlerini de ödemeli, çünkü bu birey olarak ülkemize sadakatin gereğidir.

Her konuda hepimiz eleştiri yaparız, bu birey olarak hepimizin hakkı. Eleştiri yapılır, ancak tüm literatürlerde de anlatıldığı gibi; yapıcı eleştiri, önerisi ile birlikte eleştiri, en önemlisi de önce özeleştiri yapılmalıdır: “Eleştirimi yapıyorum, ama ben vatandaş olarak tüm görevlerimi yerine getiriyor ve ülkem için gerekli sadakati gösteriyor muyum?” sorusunu hepimiz kendimize sorarak başlayabiliriz.

Benzer Konu

İş Davalarında Dava Öncesi Arabuluculuk Geldi !

Geçtiğimiz günlerde 11 Ekim 2017 de iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir