En Son
Ana Sayfa / Gündemden / Şirketinizi Krizden Korumanın Yolları

Şirketinizi Krizden Korumanın Yolları

Son günlerde görüştüğüm bazı firma yöneticileri, sohbet ettiğim Mali Müşavir arkadaşlarımdan aldığım bir bakış açısı var; Dolar yükseldi, bu kriz başlangıcıdır, şirketlerimizde ne yapacağız, işçi mi çıkarsak, üretimi mi azaltsak…

Evet, aslında bu bakış; kriz yoksa bile suni kriz oluşmasına sebep olacaktır. “Peki, yılların emeği şirketlerimizi korumayalım mı?” sorusu da yanlış olmaz elbette. Bu makalemde, riskli dönemlerde girişimciler nelere dikkat etmeli sorusuna cevap vereceğim, ama önce şu soruyu cevaplayarak;

Dolardaki Yükseliş Bir Kriz İşareti Midir?

Fed’ in para politikasındaki sıkılaştırma süreci, ABD’de 20 Ocak’ta başlayacak başkan Donald Trump döneminin ekonomi ve dış politika tercihlerinin ne olacağına ilişkin belirsizlik ve Türkiye’nin döviz arzıyla ilgili sıkıntı yaşaması, kurların yükselmesine neden oldu. Bana göre; bu durum bir kriz durumuna dönüşmedi henüz, neden mi böyle düşündüğümü sorarsanız;

Eğer ekonomide sıkıntı olsaydı, o zaman sadece döviz kurları değil, Türk hazine tahvillerinin 2 ve 10 yıl vadeli olanlarının ikinci el piyasa faiz oranlarının yükselmesi ve Borsa İstanbul’da da hissedilir sert bir düşüş yaşanması gerekirdi. Oysa borsaya bakıyorum, bu görünmüyor.

Dolayısıyla borsa göstergelerinde dünya ve Türkiye’deki piyasa risklerine bağlı olarak makul bir hareket varken, sadece döviz kurlarında bu kadar sert bir hareket söz konusuysa, bu manipülatif bir hareket olduğunun çok net kanıtlar.

Bu süreçte para ve maliye politikası alanıyla ilgili her türlü imkanın devreye alınması gerekir. Sadece para politikası araçları değil, kurlardaki yükselişin engellenmesi için aynı zamanda mali politika araçlarının da devreye alınması gerekir. Mali ve ekonomik kriz yaşamış oldukça çok sayıda ülke vardır. Ülke ekonomilerinde meydana gelen daralmanın boyutları ise, ekonomik ve politik sınırlamalara bağlı olarak farklılık göstermektedir. Dünyada ve ülkemizde bundan önce yaşanan krizlerden bugüne önemli çıkarımlar yapmak mümkündür.

Dünyada Yaşanan Ve Geçmişte Yaşadığımız Krizlerden Bizim Yapabileceğimiz Çıkarımlar Şöyle Olabilir:

  • Mali krize başarıyla cevap verebilmek sürdürülebilir büyüme ile mümkündür.
  • Mali krizin çözümü daima makro ekonomik problemlerin çözümüne örnek teşkil etmiştir.
  • Mali kriz firmalar ve hane halkının üzerine yayılmışsa, mali teşvikler oldukça yararlıdır.
  • Krizin belli özelliklerini dikkate alarak oluşturulmuş mali canlandırma amaçlı maliye politikaları toplam talep üzerinde oldukça etkilidir. Kriz dönemlerinde mali canlandırma amaçlı mali politika ile ek talep oluşturularak, ekonomiye canlılık getirilebilir. Tüketim ve yatırım harcamaları artırıldığında, ulusal gelir ve istihdamın yüksek seviyesi korunabilir ve ekonomideki daralma önlenebilir.

Yılların Emeği Şirketlerimizi Nasıl Koruyalım?

Geçen yıldan beri petrol fiyatlarındaki ani düşüşler ve Dolar’daki yükseliş nedeniyle küresel finansal krizin, hemen tüm ülkelerde şu veya bu şekilde reel sektöre yansıdığını görüyoruz. Son dönemlerde komşularımızla yaşanan siyasi gelişmelerin turizm ve ihracata olumsuz etkisi gibi birçok unsur da gelişmekte olan ülkemiz için olumsuz bir süreç olarak görülebilir ve bu olumsuz sürecin bir uyum maliyeti yaratmaması neredeyse imkansız gibidir. Bunu görerek hareket edebilen girişimciler, kriz dönemi tedbirlerini alarak, işini ve işletmesini korumak zorundadır.

Kriz Dönemlerinde Ne Olur?

Krizler, hem ticaret haddi, hem de göreli fiyat yapısında yarattığı ani değişiklikler nedeniyle üretim, tüketim dengesini bozarak, işletmelerin üretim ve yatırım kararlarında ciddi değişikliklere yol açar. Genel olarak bu tür durumlarda; ulusal paralar değer kaybeder, ithalat pahalılaşır, faizler artar, vadeler kısalır, kredi almak zorlaşarak, kredi hacmi daralır, rotatif kredilerde geri çağırmalar başlar, bankalar daha seçici davranır, borsalar düşer, maliyetler artar, siparişler azalır, sipariş iptalleri artar, ihracat olanakları daralır, kâr marjları ve kapasite kullanım oranları düşer, şirketlerde işçi çıkarmalar başlar, akabinde fabrikalar kapanır veya şirketler el değiştirir.

Kriz Dönemlerinde Ne Önem Kazanır?

İşte bu dönemde yöneticiler, bütçe ve muhasebenin önemini idrak ediveriyor. Çünkü artık öncelikli amaç kâr olmaktan çıkıyor ve en az zararla hayatta kalma mücadelesi başlıyor. Ve nihayet “nakit yönetimi” bu mücadelenin en kilit unsuru haline geliyor.

Kriz Dönemleri Avantaja Çevrilebilir mi?

Evet, kriz dönemleri, iyi yönetilebilir ve değerlendirilebilirse, şirketlerin güven tazeledikleri ve itibarlarını toplumun her kesimine etkili bir şekilde yansıttıkları dönemler de olabilir.

Krizler Nasıl Avantaja Çevrilebilir?

Kriz olsun veya olmasın, her işletmenin mutlaka kriz dönemlerinde uygulayacağı farklı senaryolardan oluşan bir kriz yönetim planı olmalıdır. Krizler şirketlerin ve toplumların yaşamında karşılaşılabilecek kaotik durumlar olup, karmaşa yaratırlar. İş dünyasında sık görülmeye başlayan kriz dönemleri, işletmeleri doğrudan etkide bulunamadıkları olaylarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle, işletmeler her geçen gün daha yoğun olarak kriz yönetimi tekniklerine başvurur hale gelmişlerdir. Şirketlerin istenmeyen bir durumla karşılaşmaları halinde, yürürlüğe girmesi beklenen uygulama olarak bilinen kriz yönetimi; şirketlerin zarar gören imajlarının düzeltilmesi, kendi doğasından dolayı karşılaşılması muhtemel olumsuzlukların önlenmesi, ya da en az zararla atlatılabilmesini sağlama amacını taşımaktadır.

Yapılması gereken; krize ve onun yaratacağı sonuçlara önceden hazır olmak, gerekli önlemleri almak, erken uyarı sistemleri geliştirmek ve krizin yarattığı kaotik durumu başarıyla yönetmek, krizi en az hasarla atlatmaktır. İşletmeler, daha kriz söz konusu olmadan gerekli çalışmaları “kriz yönetimi” çerçevesinde planlamalıdırlar. Özellikle de, bugünü kurtarma endişesi içinde, gelecek tümüyle tehlikeye düşürülmemelidir. Her işletme kriz döneminde çok basit bir bakışla şunu yapmalıdır; gelirlerini artırıp veya korurken, giderlerini azaltma ve maliyetlerini kontrol etmelidir. Bu süreçte nakit parası olanın gereksiz harcamalardan kaçınmasında fayda var. Çünkü bahsettiğimiz maliyet azaltmada nakit varlığı, işletme için pazarlık ve yatırım gücü verecektir. Mal stoklarının düşük tutulması, satış kanallarının genişletilmesi çok önemlidir. Bu dönemde, yeni fırsat ve kolaylıklar yakalayabilmek açısından hükümet ve yerel yönetimlerin aldığı kararları takip etmek de çok önemlidir.

Kriz Dönemlerinde Girişimci Tavrı

Kriz yönetiminde en büyük rol liderlere düşüyor. Onların her hareketi, her uygulaması kritik önem kazanıyor. Yönetim koçları, krizlerde liderlerin öncelikle iyi bir gözlemle işe koyulmaları gerektiğini belirtiyor. Gözlemin hem tehditleri belirleme, hem de yeni fırsatları ortaya koymada yardımcı olacağının altını çiziyorlar. Bu noktada müşteriye her zaman yakın olunması, Ar-Ge departmanlarının yeniden organize edilmesi ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayacak ortamlar yaratılması tavsiye ediliyor.

Aşırı sorumluluk almak, liderin çalışma biçimine olumsuz yansıyor. Çalışan motivasyonu ve yapılan işin kalitesi düşüyor. Bu nedenle liderlerin, böyle durumlarda davranışlarına çok dikkat etmeleri gerekir.

Liderlerin yaptığı yanlışlar arasında gösterilen bir diğer tutum ise; güven arayışının çok fazla ön plana çıkması. Cesaretini yitiren ve kendisini güvende hissetmek isteyen birçok lider, aşırı korumacı tutum sergiliyor, ekonomi böylece durmaya başlıyor. Bence, yöneticiler nezdinde karşılaştığımız en büyük sorun da, bu aşırı korumacı tutumu takınan yöneticilerin fırsatları da göremiyor ve kaçırıyor olmasıdır.

Krizde Yetenek Yönetimi Nasıl Yapılmalı?

Son zamanlarda çalışanlarda, “Ben ne olacağım?” sendromu yaşanıyor. Her şeyden önce, iyi liderin, öngörü sahibi bir kişi olması gerekiyor, kalan çalışanlarına destek çıkıp, şirketin son dönemde nereye doğru gideceğini, bunu ancak çalışanları ile yapabileceğini ve mutlaka değişen şirket misyonunu anlatması gerekir. Bu durum, personelin kendini güvende hissetmesini ve liderine bağlılığını sağlar.

Açık İletişim

Yöneticilerin en büyük kaybı, değerli çalışanlarını kaybettiğinde gerçekleşir. Onları kaybetmek, şirkete tahmin edemeyeceğiniz derecede zarar verir. Bu nedenle kriz durumlarında liderler, mutlaka çalışanları ve çevresi ile açık bir iletişim kurmalıdır.

Ne Yapılmalı?

Kaybetmek istemediği çalışanlarını daha fazla motive etmeli, belki pozisyonlarını yükseltmeli, ya da daha fazla sorumluluk vermelidir. İyi bir lider, “yetenek yönetimi” stratejisini bu dönemde daha çok benimsemelidir.

Bu Konuda Benim Diğer Önerilerim

Kısa Dönemi Düşünün

Geçen yüzyılın ünlü ekonomisti Keynes’in sözünü hatırlayın: “Uzun vadede hepimiz öleceğiz.”. İşiniz kısa vadede, bunu aklınızdan çıkarmayın. Bu sebeple; hedeflerinizi yıllık değil, aylık veya haftalık olarak belirleyin. Nakdinizi ise günlük olarak yönetin. Yeni bilgisayar teknolojileriyle bunu yapmak günümüzde oldukça kolay.

Dağılmayın ‘Ana’ İşinize Yönelin

Kriz dönemleri, odağınızı daraltma ve ana işinize odaklanma günleridir. Bu sebeple hangi mevcut pazar ve müşteri segmentlerine hizmet vermek istiyorsanız, hangi ürün kategorilerine devam etmek istiyorsanız ve hangi tedarikçilerle çalışmak istiyorsanız, onları belirleyin, diğerlerini şimdilik beklemeye bırakın.

Tahsilat Riski Almayın

Ödememe riski olan müşterilerle iş yapmayın. Müşteri kaybetmeme korkusu sizi batırabilir. Az kazanın, fakat tahsilat riskine girmeyin.

Bazı ilerinizi fason olarak yaptırabilirsiniz

Size müşteri nezdinde farklılaşma ve rekabet ayrıcalığı kazandırmayacak olan neredeyse şirket içi tüm etkinlikleri dışarıya fason olarak yaptırabilirsiniz. Bu yöntem, maliyet düşürme etkisi yaratabileceği gibi, aynı zamanda nakit ihtiyaçlarınızı da azaltacaktır. O nedenle outsource yöntemini mutlaka düşünmeniz gerekir.

Büyük Yatırımlardan Kaçının

Olası bir kriz döneminde ayakta kalmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın ve büyük yatırımlar gerektirecek stratejilerden uzak durun. Piyasaların her an tersine dönebileceği kriz dönemlerinde, eğer ciddi miktarda nakit birikiminiz yoksa, büyük yatırımlardan kaçınmak zorundasınız. Krizden fırsat yaratmak o kadar da kolay bir iş değildir.

Müşterilerinizle İletişimi Artırın Daha Çok Satın

Kriz dönemleri, müşteri ihtiyaç ve davranışlarında büyük değişimler getirir. Müşteri davranışlarındaki değişimleri anlayamazsanız, müşterilerinizi kaybedersiniz. Müşterilerinizle çok daha yakın temas halinde olun. Onların değişen ihtiyaçlarını anlayın ve aynı hızda onların ihtiyacı olan cevapları verin. Olası ekonomik kriz dönemleri, hayatta kalabilme dönemleridir.

Hiçbir kriz sonsuza kadar sürmez. Başlayan kriz, elbette bir gün son bulacaktır. Önemli olan pazarın tekrar düzelmeye ve yükselmeye başladığı gün sizin ayakta kalabilmenizdir.

Benzer Konu

Sosyal Medyada İşverene Hakaret Haklı Fesih Sebebi midir?

Facebook ve Twitter başta olma üzere birçok sosyal medya sitesinde insanlar paylaşımlar yapmakta ve bu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir