En Son
Ana Sayfa / Gündemden / Türkiye’de Çalışan Kadın Olmak

Türkiye’de Çalışan Kadın Olmak

289Çalışan Kadın Olmak

Kadın iş görenler, her türlü çalışma ortamında erkek iş görenlerin yaşadığı sorunları yaşamakla birlikte, kadın olmalarından kaynaklanan birçok farklı sorunla da mücadele etmek zorundadır. Kadın olmanın zor olduğu ülkemizde çalışan kadın olmak çok daha zor. Ev işleri aksamasın, çocuklarım iyi yetişsin, kocama iyi eş olayım, işimde başarılı olayım derken tam anlamıyla kadınımız tükenmektedir.

Son yıllarda kadın istihdamı hususunda izlenen aktif iş gücü politikaları kapsamında kadınların iş gücüne katılımında nispi oranda bir artış olsa da, TUİK verilerine göre 2013 yılında Türkiye’de 15 yaş ve üstü  iş gücüne katılım oranı:

  • Toplam nüfus içerisin de  % 47.5,
  • Erkeklerde % 69.2,
  • Kadınlarda ise % 25.9 dir.

Yani çalışan 12.679.379 kişiden, 3.180.982 ‘si kadındır. Buda çalışanların % 25,09 ‘u kadınlardan oluşuyor demektir. Baktığımız zaman Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkeler arasında kadınların iş gücüne katılma oranının en düşük olduğu ülkenin  Türkiye olduğunu görmekteyiz.

Yine TUİK verilerine baktığımızda ; Türkiye genelinde iş gücüne katılma oranı cinsiyet ve yaş gruplarına göre incelendiğinde, tüm yaş gruplarında erkeklerin iş gücüne katılma oranı kadınlara oranla daha yüksek. İş gücüne katılma oranı:

  • Erkeklerde en yüksek % 95.4 ile 35-39 yaş grubunda,
  • Kadınlarda ise % 38.3 ile 25-29 yaş grubunda

yer aldığı görülmektedir.

Türkiye’de kadın iş gücünün sorunlarındaki gelişmeler, dünyadaki gelişmelerle paralellik göstermektedir. Kadın iş görenlerin, çalışma yaşamında karşılarına çıkan en önemli sorun, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de cinsiyete dayalı ayrımcılıktır.

Kadın Çalışanlardan Kayıt Dışı İstihdam ve Sorunlar

kadın çalışan

Günümüzde Türkiye’de, istihdamda yer alan 100 kadından 58’i herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmaksızın çalışmakta, bunların da %56 ’sını ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınlar oluşturmaktadır. Ücretli veya yevmiyeli çalışan kadınların %26,6’si, işveren kadınların %31,2’si, kendi hesabına çalışan kadınların % 91,2’si herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmaksızın çalışmaktadır.  Bu bağlamda kayıt dışı işlerin temel özellikleri olan; sosyal güvenceden ve iş güvencesinden yoksun olmaları, düşük ücretli ve düzensizliği, sürekli olmayan, teşkilatsızlık ve denetim eksikliği gibi nedenlerden dolayı kadınlar ücretliler içinde dezavantajlı grubu oluşturmaktadır.

Kadın İş Gücünün Eğitim Düzeyi

Türkiye’de istihdamdaki kadın iş gücünün eğitim düzeyini incelediğimizde (TİSK):

  • Okur yazar olmayan % 22 ,
  • İlk okul mezunu % 51 ,
  • Orta okul mezunu % 9 ,
  • Lise mezunu % 10 ,
  • Yüksekokul ve üniversite mezunu %8’dir.

Kadınların iş gücüne katılımlarını belirleyen en önemli etmenlerden birisini eğitim olduğu, eğitim düzeyi arttıkça kadınların daha fazla iş gücü piyasasında yer aldıkları, fakat evli olmak ve 0-6 yaş arası çocuğa sahip olmanın kadınların iş gücüne katılımlarını azalttığı bilinmektedir. Bunun yanında eğitim seviyesinin düşük olması kadınların toplumsal yaşamdan dışlanmalarına sebep olan en önemli nedenlerden biridir.

Türkiye’de Kadın Çalışan Sorunları

Türkiye’de kadın iş gücünün sorunlarının çözümüne yönelik bazı yasal tedbirler alınmakta uygulamalara başlanmakta ise de kadın iş gücü  birçok sorunla mücadele etmektedirler. Bunlardan bazıları şu şekildedir:

  • Kadın iş gücünün genel ve mesleki eğitim düzeyi düşüktür. Tarımsal üretim yapısının bozulması sonucu köyden kente göç sonucu daha önce tarımda ücretsiz aile işçisi olan kadın kent yaşamında “ev kadını” konumuna düşmüştür. Bundan dolayı iş gücünün dışında kalmakta ve ekonomi yeterli istihdam yaratamamaktadır.
  • Ekonomide iş gücünün yapısına uygun istihdam sağlayacak yatırım yapılmamaktadır.
  • Kadınların ücretli olarak çalışmalarının alternatif maliyeti aile ve toplum açısından yüksektir. İşler “kadın için” ve “erkek için” denilerek kısmen ayrıştırılmaktadır. Çocuk bakımı ve yetiştirilmesi, yaşlıların bakımı toplumun geleceği açısından son derece önemli olmakla birlikte bu alanda yeterli kamusal hizmet verilmemektedir. Kadının ücretli olarak çalışması durumunda ailenin elde edeceği gelir ev işleri diye bilinen işlerin maliyetini karşılayamamaktadır.
  • Kaynakların etkin kullanılmaması, üretim çarkının harekete geçirilememesi de kadın iş gücünün sorunlarındandır.
  • Yeni istihdam alanlarının açılmasını sağlayacak yatırımların yapılmaması,
  • İş güvencesinin olmaması,
  • Yetersiz ücret,
  • İşsizlik,
  • Taşeronlaştırma,
  • İş yerinde uygulanan cinsel taciz gibi cinsiyete dayalı ayrımcılık
  • Özelleştirme,
  • İş yerlerinde kayırma, rüşvet, kötü yönetim,
  • İş yerlerinde kadın işçilerin yönetime katılamaması.

Türkiye’de Kadın Çalışan Sorunlarına Çözüm Önerileri

Ülkemizde kadın iş gücü sosyal, kültürel, toplumsal, inançsal birçok sebepten  birçok sorun yaşamaktadır. Bunların çözümü ve kadın iş gücünün  daha doğru ve etkin kullanılması  sosyal ve toplumsal birçok faydayı da beraberinde getirecektir. Bu yüzden hepimiz kadın iş gücünün hak ettiği değeri bulması için çözüm önerileri oluşturmak zorundayız. Şahsi kanaatimce oluşturduğum çözüm önerileri şunlardır:

  • İş gücü vasfının yükseltilmesi, ev odaklı hizmetlerin kamusal hizmetler kapsamında sunulması, ücretli çalışmanın alternatif düşünülmesi yönünde politikaların uygulanması gerekir.
  • Kadın iş gücünün eğitim seviyesini yükseltecek örgün ve yaygın eğitim imkanları kullanılarak istihdam edilebilirlik artırılmalıdır.
  • Aktif iş gücü politikalarıyla iş gücü piyasasına giriş kolaylaştırılmalı ve teşvik edilmelidir. Tarım dışı sektörlerde çalışma şartları kadınlara uygun hale getirilmeli ve kadınların iş yerlerinde maruz kaldıkları gayri insani davranışların önüne geçilmelidir.
  • İş yerlerinde çocuk bakımı sorununu ortadan kaldıracak kreşlerin ve yaşlı bakımını üstlenecek kamusal hizmet kurumlarının açılması kadınların iş hayatına katılımını artıracağından kamu sosyal devlet ilkesi gereği bu sorumluluğu yerine getirmelidir.
  • Devlet kadın erkek istihdamında eşitliği sağlamaya yönelik politikalar oluşturmalı, bunun için çalışma yaşamını insana yakışır hale getirmeli, herkesin sosyal güvenlik kapsamında ve yasalara uygun biçimde istihdamı için gerekli önlemleri almalıdır.
  • Kadın iş görenlerin çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunları çözme hususunda yöneticiler, yasa koyucular, sendikalar ve üniversiteler gibi pek çok kişi ya da kuruluşa görevler düşmektedir. Genel anlamda kadın iş görenler, mevcut yasaların kendilerini koruduğuna inanmamaktadırlar. Bu anlamda ilk görev kadınlara yönelik yasal düzenlemeleri yapma yetkisine sahip olan TBMM’ye düşmektedir. Kadın iş görenlerin çalışma koşullarının düzenlenmesine ve gelecekle ilgili kaygılarının giderilmesine yönelik yasal düzenlemeler biran önce yaşama geçirilmelidir.
  • Kadın iş görenlerin çalışma yaşamında karşılaştığı sorunları giderme noktasında üniversitelere de görev düşmektedir.  Üniversiteler kadın iş görenlere yönelik, onların teknik açıdan eksik olan yanlarını güçlendirecek programlarla onları desteklemelidirler.
  • Kadın iş görenlerin de haklarını savunmak zorunda olan sendikalarda, kadınların iş yaşamındaki haklarını savunmada daha etkin olmalıdırlar.
  • Yeterli sayıda kreş ve çocuk yuvasının açılması gerekir.
  • Çalışma niteliklerini artırıcı mesleki ve sosyal eğitimin verilmesi yasal yaptırımlarla zorlayıcı hale getirilmelidir.
  • Ev içindeki sorumlulukların paylaşılması noktasında diyanet işleri gibi kurumlarla kadından sorumlu bakanlığın çalışmalar oluşturması gerekir
  • Kadınlar ve erkekler için eşit işe eşit ücret gibi iş hukukundan kaynaklı sorunlar oluşmaması için bilgilendirme denetim ve kontrol mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Ülkemizde son yıllarda kadın iş gücüne sağlanan avantajlara baktığımızda:

  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca bağlı yeni üniteler kurulması,
  • Doğum yapan kadına iş güvencesi, prim desteği,
  • Esnek çalışma seçeneği ve muayene izni ,
  • 3 çocuk yapan kadına 6 yıl borçlanma hakkı ,
  • Ev kadınlarına yönelik destek modelleri,
  • Eşi vefat eden, boşanan veya çeşitli nedenlerle çocuğuna tek başına bakmak zorunda olan maddi durumu yetersiz kadınlarımıza devlet tarafından her ay 300 lira kreş yardımı yapılması,
  • Mobbinge uğramayı engellemek amacı ile borçlar kanununda, iş sağlığı ve güvenliği kanununda, Türk Ceza Kanununda, İş Kanununda cinsiyet ayrımı yapmayı engelleyici kadınları korumaya yönelik tedbirler getirilmiştir.

Tüm bunların yapılmış olmasına rağmen kanunların yeterince uygulamaya geçmemesi kontrol ve ceza mekanizmasının tam çalışmaması çalışan kadınımızın bir sürü sorununa çözüm olma yeterliliğinde değildir. Oysa bir toplumda kadın ne kadar etkin ve üretkense toplum o kadar gelişir. Çalışma hayatında kadının yer alması toplumsal ve ekonomik kalkınma sürecinde, insan emeği bakımından büyük önem taşımaktadır.

Sonuç itibariyle kadınların istihdama katılımlarının düşük düzeyde gerçekleşmesi, hem kadınların yapabilirlikleri önünde önemli bir engel teşkil etmekte, hem de sosyal kalkınmanın gerçekleşmesini imkansız kılmaktadır. Ülkemizde fırsat eşitliğine yönelik yasal altyapının gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına rağmen, bu hakların kullanılması için gerekli kurumsal ve eğitsel altyapının yeterince gelişmediği görülmektedir. Bunun çözümü için; kadınların daha iyi eğitim almalarının yanında tamamlayıcı mesleki eğitim almaları ve bilgi teknolojilerine erişimleri sağlanmalıdır.  Nihayetinde kadının kendini çalışma yaşamında var edebilmesi için cinsiyetçi yaklaşımın değişmesi, kadınlara yönelik eşitlikçi politikaların üretilmesi gerekiyor. Tabi tüm bunlarla beraber kadınımıza düşen önemli görevde kendini cinsel sömürü objesi olarak kullandırmaması yaptığı işte kendini geliştirmesi ve haklarını savunacak birlik içinde olmasıdır. Bu vesile ile tüm kadınlarımızın dünya kadınlar gününü kutluyorum.

Benzer Konu

İş Davalarında Dava Öncesi Arabuluculuk Geldi !

Geçtiğimiz günlerde 11 Ekim 2017 de iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir