Son Makaleler

Bilişimde Telif Hakkının Fikri Ve Vergi Boyutu

Hangi ortamda bulunursa bulunsun, her türlü bilgi kaynağının mutlaka bir sahibi bulunmaktadır. Eser sahipliği olarak nitelenen bu kavram, eseri yaratan ve aksi belirtilmedikçe yarattığı eserin en üst düzeydeki sorumlusu olan kişidir. Eser sahipliği hakkı ise, eser sahibinin eserinden kazandığı mali ve manevi hakları içermektedir. Aslında gerek eser sahipliği, gerekse de eser sahipliği hakkının temel dayanak noktası fikri haklardır.
Bilgi teknolojileri kullanımının had safhada olduğu günümüzde, bilgi ekonomilerinin telif hakları açısından önemini açıkça ortaya koymaktadır. Ülkemizde, telif hakları yasası aslında 5846 sayılı “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” ile korumaya alınmış ve 1951 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kanun, ilim ve edebiyat eserlerini (bilgisayar programları dahil), musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserlerini konu almaktadır. Bu alanlarda yaratılmış eserlerin sahiplerine manevi ve mali olmak üzere iki grupta ele alınan haklar tanımaktadır. Manevi haklar arasında “Umuma Arz Salahiyeti” başlığı altında, bir eserin genel kullanım alanlarına açılması tayininin eser sahibine ait olduğunu açıklamaktadır.

Maddi haklar bölümünde ise özet olarak “eser sahibinin eserinden kazandığı para ile geçinebilmesini sağlayan haklar” olarak ifade edilmektedir. Maddi haklar işleme, çoğaltma, yayma, temsil etme ve işaret, ses,görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı gibi işlemleri kapsamakta ve bunları “Eser sahiplerinin izni olmadan başkaları bu hakları kullanamazlar.” cümlesi ile sınırlamaktadır.
Geleneksel eserlerin internet üzerinden yayınlanmaya başlamasıyla birlikte, FSEK bu alanda Kontrol edici yenilikler getirilmiştir Kanunun ilgili 23. maddesine bakacak olursak

“Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik kayıtları ile mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır. Aynı kural, kabartma ve delikli kalıplar hakkında da geçerlidir. Çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsar.”şeklindedir.
Tüm bu kanunlara göre bilgisayar programları yazılım hakkı sahibinin izni olmaksızın kopyalanamaz, bedelli ve bedelsiz dağıtılamaz, kiralanamaz, izinsiz bir başka ülkeden ithal edilemez. Yazılım korsanlığı yapan her kişi ve kuruluş aslında hırsızlık yapmış sayılır ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) gereğince cezalandırılır. Yazılım telif haklarını ihlal eden kişiler kanunun ek maddelerinde geçen aşağıda özetlediğim yasal yaptırımlarla karşı karşıya kalırlar
• Lisans başına 10 bin TL’den 30 bin TL’ye kadar para cezası
• 2 yıldan 6 yıla kadar, para cezasına çevrilmeksizin hapis
• 3 yıla kadar meslekten men cezası.
• Çoğaltmada kullanılan veya kopya yazılımların yüklenmiş olduğu bilgisayar ve araçlara el konulması” açıklamalarını içermektedir. Olayın bu boyutundan sonra şimdide kısaca internetten sağlanan fikir haklarının vergi boyutunu da kısaca inceleyelim.
Fikir Haklarının Vergi Boyutu
Bilindiği üzere, GVK ‘nın 18. maddesinde; “müellif, mütercim, heykeltıraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılatın gelir vergisinden müstesna olduğu” hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, GVK ‘nın 65. maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu belirtilmiş, serbest meslek faaliyeti de; “sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler de istisnaya dahildir. Yukarıda yazılı kazançların arızi olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez. Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanun’un 94. maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiyi kapsamamaktadır. Şöyle ki; GVK ‘nın 94. maddesinde tevkifat oranı; 18. madde kapsamına giren serbest meslek işlerinde % 17, diğerlerinde ise % 22 olarak belirlenmiştir.
Öte yandan, 3065 sayılı KDV Kanununun 1/1. maddesinde, Türkiye’de yapılan serbest meslek faaliyeti niteliğindeki hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu hükme bağlanmış; serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin GVK hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği ayrıca belirtilmiş bulunmaktadır. Buna göre, arızi(geçici) nitelik taşıyan serbest meslek faaliyetleri KDV’ye tabi bulunmamakta, mutad(sürekli) meslek halinde ifa edilen serbest meslek faaliyetleri ise KDV’ye tabi bulunmaktadır
GVK ‘nın 18. maddesinde belirtilen teslim ve hizmetleri özellikle aynı Kanun’un 94. maddesinde sayılan kişi ve kurumlara yapanların KDV’si, bu kişi ve kuruluşlarca KDV Kanununun 9/1. maddesine göre sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir şeklinde tanımlanmıştır.
Serbest meslek erbabının bu uygulamadan yararlanabilmeleri için ;
• Gerçek usulde KDV mükellefiyetlerinin sadece GVK’nın 18. maddesi kapsamına giren işlemlerden ibaret bulunması,
• Bu teslim ve hizmetlerin münhasıran GVK ‘nın 94. maddesinde sayılan kişi ve kurumlara yapılması,
• Bağlı bulundukları vergi dairelerine bu uygulamadan yararlanmak istediklerini bir dilekçe ile bildirmeleri gerekmektedir. Sorumluluk uygulamasını tercih etmeyenler ile sorumluluk uygulamaları kapsamına girmeyenlerin yaptıkları teslim ve hizmetler nedeniyle hesaplanan KDV, mükellefiyet tesis ettirmek suretiyle kendileri tarafından beyan edilip ödenecektir.
Bu konu Maliye Bakanlığı Özelgelerin de ise; telif hakkına konu olan faaliyetlerin mutat meslek halinde yapılmasından, aynı yılda veya birbirini takip eden yıllarda birden fazla eser meydana getirilmesinin anlaşılmasının gerektiğini ifade edilmiş ve özetle şöyle açıklanmıştır.

“Mükelleflerin telif hakkına konu olan hususlarda devamlılık arz edecek şekilde faaliyette bulunmamaları ve bu işi mutad meslek haline getirmemeleri yani, aynı yılda veya birbirini takip eden yıllarda birden fazla eser meydana getirmemeleri arızi serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilecek ve katma değer vergisine tabi olmayacaktır. Aksi bir durumda, mükellefin Gelir Vergisi Kanununun 18. maddesi kapsamına giren faaliyetleri mutad ve sürekli bir çerçevede sürdürmesi, gerçek usulde vergi mükellefiyetini gerektirecektir.”

221 Seri No.lu GVK Genel Tebliğinde ise durum; Serbest meslek faaliyeti kapsamındaki faaliyetleri sürekli bir şekilde yapanların gerçek usulde KDV’ye tabi olacakları , arızi nitelik taşıyan serbest meslek faaliyetlerinin vergiye tabi olmayacağı, sözü edilen faaliyetlerin mutad meslek olarak yapılması durumunda KDV Kanununun genel hükümleri çerçevesinde gerçek usulde KDV mükellefiyetinin doğacağı, GVK’nın 18. maddesinde sayılan faaliyetleri mutad meslek olarak yapanların KDV yükümlülüklerine ilişkin olarak, KDV Kanunu’nun genel hükümleri çerçevesinde yerine getirmeleri gerektiği” açıklanmıştır. Öte yandan, Tebliği de süreklilik kavramı, serbest meslek faaliyetinin mutad meslek olarak ifa edilmesine, mutad olarak sürdürülmesine bağlanmıştır. Serbest meslek faaliyetinin mutad meslek olarak yapılmasından kastedilen husus ise Tebliğ’de verilen örneklerde açıklanmıştır.
Diğer yandan, 224 Seri No.lu GVK Genel Tebliğinde, “GVK’nın 18. maddesinde belirtilen teslim ve hizmetleri özellikle aynı Kanun’un 94. maddesinde sayılan kişi ve kurumlara yapanların KDV yükümlülüklerinin, hâsılatlarına bağlı olmaksızın 19 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde açıklandığı şekilde, tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca yerine getirileceği” açıklanmıştır. Uygulama bu doğrultuda sürdürülmektedir.
Özet olarak; Telif hakkına konu faaliyetlerin arızi olarak yapılması vergiye tabi olmamakta, mutad meslek halinde yapılması ise vergiye tabi bulunmaktadır. Ancak faaliyetin mutad meslek olarak yapılıp yapılmadığının tespitinde ise, yaratılan eser sayısının değil, telif hakkına konu faaliyetlerin meslek haline getirilerek geçimlerini buradan sağlayıp sağlamadığının ölçü olarak alınması gerekir.

Beğen Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

EmailEmail
PrintPrint
WP Socializer Aakash Web