En Son
Ana Sayfa / Makaleler / Vergi Mükellefi Olmayanlar da Tevkifat

Vergi Mükellefi Olmayanlar da Tevkifat

nevzat-erdag-364-tevkifatVergi Mükellefi Olmayan Kişilerden Mal Ve Hizmet Alınması Halinde Tevkifat

I- Gelir Vergisi Kanunu Yönünden;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9. maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmış olup konu ile ilgili olarak yayımlanan 264 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde de gerekli açıklamalara yer verilmiştir.

Ayrıca 27.07.2012 tarih ve 28366 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, esnaf muaflığına ilişkin şartları taşıyanlara talepleri halinde vergi dairesince Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verileceği hakkında gerekli açıklamalara da yer verilmiştir.

Öte yandan, aynı Kanunun “Serbest Meslek Kazançları” başlıklı 18. maddesinde;

“Müellif, mütercim, heykeltıraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video bant, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.”

Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.

Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.

Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94. maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.” hükmü yer almıştır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde “Ücret, işverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsilat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almaktadır.

Aynı kanunun 65. maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.” şeklinde belirtilmektedir.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmüne yer verilmiş olup 66. maddesinde ise “Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez…” hükmü yer almaktadır. Ayrıca, Kanunun 82. maddesinde de arızi olarak ifa edilen serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen hasılatın arızi kazanç olduğu hüküm altına alınmıştır.

Yine aynı Kanunun “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94. maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler, fıkranın bentlerinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifatı yapmaya mecbur oldukları hükmüne yer verilmiş olup söz konusu fıkranın (1), (2) ve (13) numaralı bentlerinde yer alan hükümler ise;

1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104. maddelere göre,

2. Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);

a) 18. madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden  % 17

b) Diğerlerinden % 20

13. Esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerden,

a) 9. maddenin birinci fıkrasının (6) ve (8) numaralı bentlerinde yer alan emtia bedelleri veya bu emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden % 2,

b) Hurda mal alımları için % 2,

c) Diğer mal alımları için % 5,

d) Diğer hizmet alımları (a, b ve c alt bentleri hariç olmak üzere mal ve hizmet bedelinin ayrılamaması hali de bu kapsamdadır) için % 10, oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre;

  • Gelir Vergisi Kanununun 9. maddesi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan kişilerden mal veya hizmet alınması halinde bu kişilere yapılan ödemeler üzerinden, aynı Kanunun 94. maddesinin birinci fıkrasının 13 numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması,
  • Gelir Vergisi Kanununun 18. maddesinde sayılan serbest meslek kazancı istisnasından yararlananlardan mal ve hizmet alınması halinde bunlara yapılacak ödemeler üzerinden aynı Kanunun 94. maddesinin birinci fıkrasının 2. bendinin (a) alt bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması,
  • Gelir Vergisi Kanununun 18. maddesi kapsamında olmayan serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlerden mal ve hizmet alınması halinde, bunlara yapılacak ödemeler üzerinden aynı Kanunun 94. maddesinin birinci fıkrasının 2. bendinin (b) alt bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması,
  • Şirketin mal veya hizmet almayı düşündüğü kişilerin hizmet akdi ile şirkete tabi ve bağlı olarak çalışmaları halinde, adı geçenlere yapılacak ödemelerin tamamının “ücret” olarak değerlendirilmesi ve anılan Kanunun 61, 63, 94, 103 ve 104. madde hükümleri dikkate alınmak suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.

II- Vergi Usul Kanunu Yönünden;

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229. maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış olup, aynı Kanunun 231/5. maddesinde ise, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı kanunun 234. maddesinde,

“Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin: vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zâti eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir.

Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nev’i ile miktar ve bedelini ve iş ücretini ve işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadlarını (Tüzel kişilerde unvanlarını) ve adreslerini ve tarihi ihtiva eder ve iki nüsha olarak tanzim ve bir nüshası işi yapana veya malı satana tevdi olunur. Gider pusulaları, seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir.”

hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, konu hakkında yayımlanan 225 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde gider pusulalarında, işin mahiyeti, cinsi, adedi, fiyatı, tutarı, toplamı, tevkif edilen vergi oranı ve net tutarı; işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadları (tüzel kişilerde unvanları) adresleri, varsa vergi dairesi ve hesap numarası, seri ve müteselsil sıra numarası ve düzenleme tarihine ilişkin bilgilere yer verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mezkur Kanununun 236. maddesinde; “Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.” hükmü, 238. maddesinde ise “İşverenler her ay ödedikleri ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar. Gelir Vergisi Kanununa göre; vergiden muaf olan ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için bordro tutulmaz…”hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, konsinye işlemi, bir işletmenin daha önceden tespit edilen bir fiyatla ya da günün koşullarına göre satılmak üzere diğer bir işletmeye mal göndermesi işlemidir. Malı gönderen tüccar veya işletmeye konsinyatör, malı satmak üzere teslim alan tüccar veya işletmeye de konsinye denmektedir.

Malın konsinyiye teslimi bir satış değil, emanet işlemi niteliğindedir. Zira malın mülkiyeti, konsinye tarafından satılıncaya kadar konsinyatör üzerinde kalmaktadır. Esas itibariyle konsinyenin görevi, malın satışına aracılık yapmaktır.

  Bu hüküm ve açıklamalara göre;

  • Esnaf muaflığından yararlanan kişilerden alınan mal veya bu kişilere yaptırılan iş karşılığında şirketinizce gider pusulası düzenlenmesi,
  • Gelir Vergisi Kanununun 18. maddesinde sayılan serbest meslek kazancı istisnasından yararlananlardan mal veya hizmet alınması durumunda 224 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalara göre belge düzenlenmesi,
  • Gelir Vergisi Kanununun 18. madde kapsamında olmayan serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlerden mal veya hizmet alınması halinde, yapılan ödeme karşılığında bu kişilerce serbest meslek makbuzu düzenlenmesi,
  • Söz konusu şahıslar ile şirketiniz arasında ücret ilişkisini doğuran bir hizmet sözleşmesinin varlığı ve bu kişilere ücret ödemesinin yapılması halinde kurumunuz tarafından ayrıca ücret bordrosu düzenlenmesi,
  • Esnaf muaflığından yararlanan kişilerden konsinye anlaşması çerçevesinde yapılan alımlarda, malın konsinyatör konumunda bulunan vergiden muaf esnaf tarafından konsinyiye (şirketinize) gönderilmesi ve şirketinizce malın satılması halinde; bu satış işlemine ait faturanın malı satan şirketiniz tarafından gerçek satış bedeli üzerinden malın alıcısı adına düzenlenmesi, ayrıca konsinyatör konumunda bulunan esnaf muaflığından yararlanan kişi adına da gider pusulası düzenlenmesi gerekmektedir.

Benzer Konu

Türkiye’deki Engelliler İle İlgili Yapılan Düzenlemeler

Engellilerimize neler yapılıyor? Engellilik; doğuştan veya sonradan gelen herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir