
2025 yılı Ekim ayında yürürlüğe giren 10476 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, 2527 sayılı “Türk Soylu Yabancıların Türkiye’de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu veya Özel Kurum, Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine Dair Kanun” kapsamında önemli değişiklikler yapılmıştır.
Bu düzenleme, Türk kökenli yabancıların Türkiye’de yasal şekilde çalışabilmelerinin ve meslek icra etmelerinin önünü açarak, hem Türk dünyası entegrasyonuna, hem de Türkiye ekonomisine stratejik katkılar sağlamayı hedeflemektedir.
2527 sayılı Kanun, 1981 yılında kabul edilmiş olup, Türk soylu yabancıların Türkiye’de çalışma ve sanat icrası haklarını düzenlemekteydi. Ancak uygulamada “Türk soyluluk” statüsünün belirlenmesi, belge ibrazı ve çalışma izinleri konularında çeşitli belirsizlikler bulunmaktaydı. 2025 tarihli yeni yönetmelik değişikliğiyle; Bu bağlamda düzenleme, hem idari kolaylık hem de ekonomik bütünleşme hedefi taşımaktadır.
2.1. Kayıt Dışı Çalışmanın Önlenmesi Türk soylu yabancıların önemli bir kısmı geçmişte kayıt dışı istihdam edilmekteydi. Bu da hem gelir vergisi tabanını genişletir, hem de sosyal güvenlik fonlarına ek kaynak yaratır. 2.2. İş Gücü Açığının Kapatılması Türkiye’de özellikle tarım, tekstil, inşaat ve bilişim sektörlerinde iş gücü açığı bulunmaktadır. Ayrıca kültürel uyum avantajı nedeniyle, Türk soylu iş gücü diğer yabancı gruplara göre daha düşük adaptasyon maliyeti oluşturacaktır. 2.3. Vergi ve Sosyal Güvenlik Gelirlerinde Artış Türk soylu yabancılar; Bu durum, Türkiye’nin kamu gelirlerinde doğrudan artış yaratacak, kayıt dışı ekonominin azalmasına katkı sağlayacaktır.
Yeni düzenleme 2527 Sayılı Kanun, md. 3, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı 2025 değerlendirme notu ile çalışma izinlerinin kolaylaşması, bu kitlenin vergi ve SGK sistemine entegre edilmesini sağlayacaktır.
Türk soylu yabancıların bu alanlarda yasal olarak çalışabilmesi, üretim kapasitesini artırarak ithal iş gücüne olan bağımlılığı azaltacaktır.

3.1. Yeni Mükellef Profili ve Hizmet Alanı Türk soylu yabancıların yasal faaliyete geçmesiyle, mali müşavirler için yeni bir müşteri segmenti doğmaktadır. Bu kişiler şirket kuruluşu, defter tutma, vergi planlaması ve SGK süreçlerinde profesyonel destek almak zorunda kalacaktır. Bu durum, mali müşavirlik mesleği açısından danışmanlık alanının genişlemesi anlamına gelir. 3.2. Risk ve Sorumluluk Boyutu Ancak Türk soyluluk belgesi, ikamet izni veya çalışma izninin geçerliliği konularında hata yapılması durumunda, mali müşavirlerin mesleki sorumluluğu doğabilir.
Bu nedenle belge doğrulama, kayıt bütünlüğü ve VEDAS–KURGAN sistemleriyle uyum zorunludur.
Bu düzenleme yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir hamle niteliğindedir. Türkiye, soydaş topluluklara bu yolla “ana yurt ve üretim merkezi” olma rolünü pekiştirmektedir. Bu politika,
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesinde oluşturulan vizyon, insan kaynağı entegrasyonunu hedeflemektedir.
gibi konular, düzenlemenin başarısını etkileyebilecek zayıf noktalardır.
Bu nedenle yapay zekâ tabanlı VEDAS ve KURGAN denetim sistemleri, aktif kontrol mekanizması olarak kullanılmalıdır.
2025 tarihli Türk soylu yabancılara ilişkin yeni düzenleme; Doğru denetimle yürütülmesi halinde: Ancak uygulamada belge kontrolü, vergi uyumu ve mali danışmanlık süreçleri titizlikle yönetilmezse, suiistimal ve kayıt dışı riskleri yeniden gündeme gelebilir. Dolayısıyla bu düzenleme, sadece bir idari kolaylık değil, Türk dünyasının insan gücü ve ekonomik birliği için stratejik bir adım olarak görülmelidir.
hem Türkiye’nin üretim gücünü artıracak,
hem de Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesini hızlandıracaktır.
Dr. Nevzat Erdağ Vergi, Sosyal Güvenlik ve İş Hukuku Uzmanı




